Aaron Swartz Kimdir? İnternetin Vicdanının Tükenmeyen Mirası

 

 

 

BİYOGRAFİ · AKTİVİZM · DİJİTAL HAKLAR

Aaron Swartz:
Bilginin Özgürlüğü
İçin Verilen Mücadele

Bir manifestonun ve bir davanın gölgesinde geçen yirmi altı yıl

“Bilgi güçtür. Ama her güç gibi, onu kendilerine saklamak isteyenler vardır.”

— AARON SWARTZ · GUERRİLLA AÇIK ERİŞİM MANİFESTOSU · TEMMUZ 2008
01

Tohumlar — Bir Dehanın Doğuşu (1986–2004)

8 Kasım 1986'da Highland Park, Illinois'de dünyaya gelen Aaron Hillel Swartz, sıradan bir çocuk değildi. Ailesi bunu tam olarak üç yaşındayken öğrendi. O gün küçük Aaron buzdolabına yapıştırılmış bir broşürü gösterdi ve annesine seslendi: “Bakın, burada yazıyor: Highland Park'ta ücretsiz aile eğlencesi.”Annesi dona kaldı. Aaron okumayı kimse öğretmemişti; kendi kendine öğrenmişti.

Babası Robert Swartz, Mark Williams Company adlı küçük bir yazılım şirketinin sahibiydi. Şirketin adı, Aaron'ın büyükbabası William Mark Swartz'ın orta adından geliyordu. William Swartz sıradan bir iş insanı değildi: Albert Einstein Barış Ödülü Vakfı'nın kurucusuydu ve nükleer silahsizlanma alanındaki Pugwash Konferansları'na aktif olarak katılıyordu. Aaron'ın damarlarında hem teknoloji hem de vicdan sahibi bir aktivizm mirası akıyordu.

AİLE FELSEFESİ
Babası Robert Swartz, çocuk yetiştirme yaklaşımını şöyle özetledi: “Kaplan Anneleri'ni okursunuz — bizim bakış açımız tam tersiydi. Çocuklarımızın kendi ilgi alanlarını takip etmeleri gerektiğine inanıyorduk.”

6–7 yaşlarında eve internet bağlantısı geldiğinde Aaron kendi kendine programlamayı öğrendi. 12 yaşında The Info Network adlı bir ansiklopedi sitesi kurdu — herkesin bilgi ekleyebildiği, açık ve özgür bir bilgi havuzu. Bu fikir Wikipedia'dan önce geliyordu. Site, genç insanların hazırladığı eğitici ve iş birlikçi web sitelerini ödüllendiren ArsDigita Ödülü'nü kazandı; Aaron ödülü 13 yaşında aldı.

14 yaşında W3C çalışma grubuna katıldı ve RSS 1.0 spesifikasyonunun ortak yazarlarından biri oldu. Bugün haber sitelerinden podcast platformlarına kadar her yerde kullanılan RSS formatının temelini atan kişilerden biri, henüz ortaokul çağında bir çocuktu.

15 yaşında Lawrence Lessig'e bir e-posta attı. Konu: Creative Commons lisanslarının nasıl daha iyi tasarlanabileceği. Bu e-posta, uzun soluklu bir mentorluk ilişkisinin başlangıcı oldu. Aaron, Creative Commons'ın kod katmanını tasarlamasına katkıda bulundu. Daha sonra John Gruber ile birlikte Markdown sözdiziminin geliştirilmesine de katkı sağladı — bugün dünyanın dört bir yanındaki yazarlar ve geliştiriciler bu formatı kullanıyor.

2004'te lise diploması olmaksızın Stanford Üniversitesi'ne kabul edildi. Geleceği parlak görünüyordu. Ama Stanford'da bir şeyler onu beklediği gibi çıkmadı.

· · ·
02

İnternetin Vicdanı Uyanıyor (2004–2007)

Stanford'un kapısından ilk geçtiği gün Aaron, etrafına baktı ve derin bir hayal kırıklığı hissetti. Üniversiteyi “liberteryen bir kabus dünyası” olarak nitelendirdi; entelektüel açıdan yetersiz bulduğu bu ortamı dördüncü gününde anladığını söyledi. Ama bir yıl kaldı — çünkü o yıl her şeyi değiştiren bir şey oldu.

Paul Graham'ın Y Combinator programına katıldı ve Infogami adlı girişimini kurdu. Infogami için mevcut Python araçlarını yetersiz bulunca kendi web çerçevesini sıfırdan yazdı: web.py. Minimalist, zarif, işlevsel. Reddit'in bile bir noktada Lisp'ten Python'a geçişinde web.py merkezi rol oynadı.

Kasım 2005'te Infogami finansman bulamayınca Y Combinator'ın önerisiyle Reddit ile birleşti. Ekim 2006'da Reddit, Condé Nast Publications tarafından yaklaşık 20 milyon dolara satın alındı. Aaron Swartz, 19 yaşında milyoner olmuştu. Ama para onu mutlu etmemişti.

“Mutsuzdum. San Francisco'ya dayanamıyordum. Ofis hayatına dayanamıyordum. Wired'a dayanamıyordum. Uzun bir Noel tatiline çıktım. Hastalandım. İntihar düşündüm. Polisten kaçtım. Ve Pazartesi sabahı döndüğümde istifa etmem istendi.”

— AARON SWARTZ, KENDİ KALEMİNDEN

Bu dönemde okuduğu bir kitap dünya görüşünü kökten sarstı: Noam Chomsky'nin Understanding Power'ı. Aaron bu deneyimi bloğunda şöyle anlattı:

“Kitabı okurken zihnimin patlamalar tarafından sarsıldığını hissettim. Bazen fikirler o kadar yoğundu ki kelimenin tam anlamıyla uzanmam gerekiyordu. Odamın kapısına tutunmaya çalışırken dünya etrafımda dönüyordu.”

— AARON SWARTZ, “THE BOOK THAT CHANGED MY LİFE”, 2006

Ve o günden itibaren şunu anladı: “Hayatımı, keşfettiğim bu korkunç kırıklığı onarmak için harcamam gerekiyor.” Artık ne yapması gerektiğini biliyordu.

· · ·
03

Açık Kütüphane ve İlk Büyük Hamle: PACER (2007–2008)

Open Library

Reddit'ten ayrıldıktan hemen sonra Aaron'a beklenmedik bir telefon geldi. İnternet Arşivi'nin kurucusu Brewster Kahle, Aaron'ın yıllardır hayalini kurduğu bir projeyi hayata geçirmeyi düşünüyordu. Aaron bloğunda o anı şöyle anlattı: “Aylarca San Francisco'da kitap okuyup dinlenmeyi hayal ediyordum. Sonra telefon çaldı ve her şeyi bir kenara bıraktım.”

Proje: Open Library — dünyanın en büyük kütüphanesini inşa edip internete açmak. Her kitap için bir sayfa, herkese açık, ücretsiz, düzenlenebilir. Aaron o günlerde yazdı: “Amacımız dünyanın en büyük kütüphanesini inşa etmek, sonra herkese ücretsiz sunmak. Kitaplar, insanlığın kültürel mirasını dünyadaki herkesle paylaşmak istediğinde başvurduğu yerdir.” Bu proje bugün hâlâ yaşıyor.

PACER ve FBI

2008 yılında bilgi özgürlüğü aktivisti Carl Malamud, Aaron'ı başka bir projeye davet etti. Hedef: PACER (Public Access to Court Electronic Records) veritabanı. ABD federal mahkemelerinin tüm kararlarını barındıran bu sistem, telif hakkı olmayan kamuya ait belgeler için sayfa başına 8 sent ücret alıyordu. Devletin kendi halkından, kendi halkına ait belgeleri okumak için para istemesi — Aaron için bu kabul edilemezdi.

Herkese açık kütüphane erişim noktaları aracılığıyla, tamamen yasal yollarla PACER'a bağlandı ve indirmeye başladı. Birkaç hafta içinde 19.856.160 sayfafederal mahkeme belgesini indirmiş ve tamamını public.resource.org'a bağışlamıştı — ücretsiz, herkese açık.

FBI DOSYASI VE AARON'IN TEPKİSİ
FBI bir soruşturma başlattı. Aaron'ın ailesinin evi gözetim altına alındı. Ajanlar bloğunu okudu ve Swartz'ın “İnsanlığın Uzun Vadeli Planlama Komitesi” üyeliğini bile dosyaya geçirdi. Soruşturma kapandı — suç yoktu. Aaron FBI dosyasını bizzat talep ederek bloğunda yayımladı. Başlığı: “Wanted by the FBI” — FBI tarafından aranan. Eğlenceli bir tonla yazılmıştı.
· · ·
04

Manifesto — Eremo'dan Dünyaya (Temmuz 2008)

Temmuz 2008. Aaron Swartz, İtalya'nın küçük Eremo kasabasında birkaç sayfalık bir metin yazdı. Büyük bir iddia taşımıyordu bu metin — ne bir kitap ne bir tez. Sadece düşüncelerdi. Ama bu düşünceler, bugün dünya genelindeki akademik özgürlük mücadelecilerinin kutsal metni haline geldi.

Adı: Guerrilla Açık Erişim Manifestosu.

“Bilgi güçtür. Ama her güç gibi, onu kendilerine saklamak isteyenler vardır. Yüzyıllar boyunca kitaplarda ve dergilerde yayımlanan dünyanın tüm bilimsel ve kültürel mirası giderek dijitalleştiriliyor ve bir avucu geçmez özel şirket tarafından kilit altına alınıyor.”

Manifesto gerçek bir suçlama belgesidir. Bilimsel makalelerin büyük yayıncılar tarafından kilitlendiğini, yalnızca paralı erişime açıldığını ve bunun sonuçunda Küresel Güney'deki araştırmacıların, bağımsız bilim insanlarının ve meraklı zihinlerin bu mirasa ulaşamadığını ilan eder.

“Akademisyenlerin meslektaşlarının çalışmalarını okumak için para ödemeye zorlanması mı? Tüm kütüphanelerin taranıp sadece Google gibi şirketlerin erişimine açılması mı? Bilimsel makalelerin yalnızca Birinci Dünya'daki elit üniversitelerdeki insanlara sunulması, ama Küresel Güney'deki çocukların erişememesi mi? Bu kabul edilemez.”

“Bu kaynaklara erişimi olanlar — öğrenciler, kütüphaneciler, bilim insanları — size bir ayrıcalık verilmiş durumda. Siz bilgi ziyafetinden faydalanabiliyorsunuz, ama dünyanın geri kalanı dışlanmış durumda. Bu ayrıcalığı kendinize saklamamanız gerekir — hatta ahlaki olarak saklayamazsınız.”

“Buna hırsızlık veya korsanlık deniyor — sanki bilgiyi paylaşmak, bir gemiyi yağmalamak ve mürettebatını öldürmekle ahlaki eşdeğermiş gibi. Oysa paylaşmak ahlasızlık değildir — aksine ahlaki bir zorunluluktur. Sadece açgözlülükle körleşmiş olanlar bir arkadaşının kopya almasına engel olur.”

“Adaletsiz yasalara uymakta adalet yoktur. Artık ortaya çıkmanın ve sivil itaatsizlik geleneği içinde, kamusal kültürün özel mülkiyet haline getirilmesine karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı geldi. Guerrilla Açık Erişim için mücadele etmeliyiz.”

Bu manifesto 2008'de yayımlandığında büyük ses getirmedi. Ama birkaç yıl sonra JSTOR davasında savcılar bu metni Aaron aleyhine bir silah olarak kullandı. Aaron'ın düşüncelerini yazan eli, mahkemede aleyhine döndü.

· · ·
05

SOPA: İnternetin Karardığı Gün (2010–2012)

Eylül 2010'da Aaron'ın telefonu çaldı. Arkadaşı Peter'dı: “Aaron, bakman gereken olağanüstü bir yasa tasarısı var.” Aaron bu sahneyi, 21 Mayıs 2012'de Washington D.C.'deki Freedom to Connect konferansında anlattı — ölümünden sekiz ay önce verdiği son büyük konuşmada.

Tasarının adı SOPA'ydı: Stop Online Piracy Act. Kâğıt üzerinde telif hakkı ihlallerini durdurmayı amaçlıyordu. Gerçekte ise web sitelerini tamamen kapatabilecek, internet servis sağlayıcılarına ağır yükler bindirecek ve kütüphaneleri bile kovuşturma riskiyle yüz yüze bırakacak bir sansür aracıydı.

“Şu an bir savaş sürüyor. İnternette olan her şeyi yasanın tanıdığı geleneksel kavramlarla tanımlamak için verilen bir savaş. Yeni teknoloji, bize daha fazla özgürlük getirmek yerine, hep var saydığımız temel hakları söküp atacaktı.”

— AARON SWARTZ, FREEDOM TO CONNECT, MAYIS 2012

Aaron, kurduğu Demand Progress örgütü aracılığıyla harekete geçti. Ve 18 Ocak 2012'de internet tarihinin en büyük dijital protestosu gerçekleşti:

18 OCAK 2012 — İNTERNETİN KARARDIĞI GÜN
Wikipedia griye döndü: “Özgür bilgi olmayan bir dünya hayal edin.” Google logosunun üzerine siyah bir dikdörtgen çekti. 115.000'den fazla web sitesi katıldı. 4 milyon e-posta gönderildi, 10 milyon imza toplandı, 8 milyon telefon yapıldı. SOPA ve PIPA tasarıları geri çekildi. Bu tarihin en büyük dijital sivil itaatsizlik eylemi olarak tarihe geçti.

“İnternetin düşmanları ortadan kalkmadı. O politikacıların gözlerindeki ateş sönmedi. Ama biz de uyumayacağız. Bırakmayalım bunu.”

— AARON SWARTZ, FREEDOM TO CONNECT KONUŞMASININ SON SÖZLERİ, MAYIS 2012

Bu konuşma, Aaron'ın kamuoyunun önünde verdiği son büyük konuşmaydı. Sekiz ay sonra hayatta olmayacaktı.

· · ·
06

Raw Nerve — İçindeki Fırtına

Dışarıdan bakıldığında Aaron Swartz kazananlardan biriydi. Milyoner, aktivist, internet efsanesi. Ama iç dünyasında tablo çok farklıydı. Yıllarca süren fiziksel ve ruhsal hastalıklarla boğuşuyordu ve bunu neredeyse hiç konuşmuyordu.

Kasım 2007'de bloğuna yazdığı “Sick” (Hasta) başlıklı yazı, bu sessizliğin nadir kırıldığı anlardan biriydi:

“Çok sayıda hastalığım var. Bunun hakkında pek konuşmam... Hasta olmaktan utanıyorum. Hastalığı bir bahane olarak kullanmak istemiyorum. Bazen, hasta olmasaydım ne kadar daha üretken olabileceğimi merak ediyorum.”

— AARON SWARTZ, “SİCK”, KASIM 2007

Ve depresyonu şöyle tanımladı — tıbbi bir soğukkanlılıkla değil, onu yaşayan birinin yürek burkan dürüstürüyle:

“Depresif ruh hali böyledir — ama bir nedeni yoktur, geçmesi için de bir neden gerekmez. Dışarı çıkıp temiz hava alsan iyileşmezsin. Sevdiğin biriyle vakit geçirsen, yalnızca herkesin hissettiği sevinci hissedemediğin için daha da kötü hissedersin. Her şey o hüzünün rengiyle boyanır. En iyi ihtimalle düşüncelerinin irrasyonel olduğunu söylersin... Ama bazen bu daha da kötüdür. Başının içinden acı şeritlerinin geçtiğini hissedersin, vücudunla çırpınırsın, bir çıkış ararsın ama bulamazsın.”

— AARON SWARTZ, “SİCK”, KASIM 2007

Ölümünden tam beş ay önce, Ağustos 2012'de Raw Nerve adlı bir yazı serisi yayımladı. “Hayatta daha iyi olmak üzerine yazılar” diye tanımladığı bu seri yedi bölümden oluşuyordu:

RAW NERVE — AĞUSTOS 2012
  • 01Take a Step Back — Bir Adım Geri At
  • 02Believe You Can Change — Değişebileceğine İnan
  • 03Look at Yourself Objectively — Kendine Nesnel Bak
  • 04Lean into the Pain — Acıya Doğru Eğil
  • 05Confront Reality — Gerçekle Yüzleş
  • 06Cherish Mistakes — Hatalarını Değerli Kıl
  • 07Fix the Machine, Not the Person — İnsanı Değil, Sistemi Onar

“Acıya Doğru Eğil” bölümünde egzersiz metaforunu kullandı: kas acısı seni güçlendirir çünkü ona katlanmayı öğrenirsin, zihinsel acı da böyledir. “İnsanı Değil, Sistemi Onar” bölümünde ise insanların değil, onları kuşatan yapıların bozuk olduğunu savundu. Bu yazıları ölümünden beş ay önce yazan biri, acıyla nasıl yaşanacağını öğretmeye çalışıyordu. Sonradan okuyanlar için bu ironi yürek parçalıyor.

· · ·
07

JSTOR: Manifestonun Bedeli (2010–2011)

Eylül 2010'da Aaron, MIT kampüsünde kilitli olmayan bir yardımcı hizmetler dolabına girdi — MIT'nin açık kampüs politikası buna izin veriyordu. İçeride ağ anahtarına dizüstü bilgisayarını bağladı ve indirmeye başladı. Hedef: JSTOR akademik makale veritabanı.

JSTOR, yüz yılı aşkın akademik araştırmayı barındırıyordu. Bu araştırmaların büyük çoğunluğu kamu fonuyla yapılmıştı — vergi mükellefleri tarafından finanse edilmişti. Ama yayıncılar bu araştırmaları kilitlemişti. Aaron, 4,8 milyon akademik makale indirdi — JSTOR'un yaklaşık yüzde seksenine denk geliyordu. 6 Ocak 2011'de MIT polisi tarafından gözaltına alındı.

JSTOR'UN TUTUMU
JSTOR, Aaron ile Haziran 2011'de uzlaşmaya vardı. Aaron indirdiği tüm veriyi iade etti. JSTOR açıkça belirtti: kovuşturma istemiyoruz, hükümetin de kovuşturmamasını talep ediyoruz. Federal savcılık bu talebi görmezden geldi.

Federal savcılar — başta Carmen Ortiz ve Stephen Heymann — davayı devraldı ve 13 ağır suçlama ile iddianame düzenledi. İlk iddianamede istenen ceza: 35 yıl hapis ve 1 milyon dolar para cezası. Eylül 2012'de ek suçlamalarla güncellenmiş iddianame geldi ve maksimum ceza 50 yılayükseltildi.

Carmen Ortiz'in tutumu netti: “Hırsızlık, hırsızlıktır — ister bilgisayar komutuyla yapılsın ister kazmayla.”

· · ·
08

Devletle Son Dans (2011–2013)

Savcılar Aaron'a bir anlaşma teklif etti: 13 federal suçu kabul et, 6 ay federal cezaevine gir. Aaron reddetti. Gerekçesi açıktı: “Kendimi ağır suçlu olarak damgalatmayacağım.”

Avukatlarından Dan Purcell savunmalarını şöyle özetledi: “Aaron yalnızca MIT'nin izin verdiği şeyi yapmıştı. Yetkisiz erişim sağlamamıştı. MIT'nin açık ağı aracılığıyla JSTOR'a tam yetkiyle erişmişti.”

Bu davada trajik bir ironi vardı. Aaron'ın eski partneri, gazeteci Quinn Norton, FBI sorgusu sırasında Guerrilla Açık Erişim Manifestosu'ndan söz etti — savcıların hiç görmediğini sandığı, herkese açık bir blog yazısından. Aaron sonradan ona şunu söyledi: “Her şeyi daha da kötüleştirdin.”Manifesto, Aaron'ın niyetinin kanıtı olarak dosyaya girdi.

MIT'nin tutumu da dikkat çekiciydi. JSTOR kovuşturmadan vazgeçmesini talep etmesine karşın MIT sessiz kaldı. İki yıl boyunca Aaron mahkeme salonları ve belirsizlikle dolu gecelerin arasında sıkışıp kaldı. Arkadaşlarını davasının bataklığına çekmek istemediği için onlara bile çok az şey anlatıyordu.

“Aaron'ın yenilmez bir politik içgörü, teknik beceri ve insanlar ile konular hakkında zeka kombinasyonu vardı. Mirası hâlâ bunu yapabilir.”

— CORY DOCTOROW
· · ·
09

11 Ocak 2013

11 Ocak 2013 akşamı. Brooklyn, Sullivan Place, yedinci kat. Aaron Swartz'ın partneri Taren Stinebrickner-Kauffman onu ölü buldu. 26 yaşındaydı. New York Adli Tıp Müdürlüğü ölümün intihar olduğunu açıkladı. İntihar notu yoktu.

Ailesi ertesi gün bir açıklama yaptı. Kelimelerinde yas yoktu — öfke vardı:

“Aaron'ın ölümü sadece kişisel bir trajedi değil. Massachusetts ABD Savcılığı'ndaki yetkililerin ve MIT'nin kararlarının bir ürünüdür.”

— AARON SWARTZ'IN AİLESİ, 12 OCAK 2013

Cenazede babası Robert Swartz daha da keskin konuştu: “Aaron hükümet tarafından öldürüldü ve MIT tüm temel ilkelerine ihanet etti.”

“Bu hükümetin yanıt vermesi gereken soru, Aaron Swartz'ın neden 'ağır suçlu' olarak damgalanmasının bu kadar gerekli olduğudur.”

— LAWRENCE LESSİG

Ölümünden sonra federal savcılar tüm suçlamaları düşürdü. MIT başkanı iç soruşturma başlattı. Kongre savcıların davayı nasıl yürüttüğünü araştırdı. Aaron'ın daha önce yazdığı bir yazı bambaşka bir anlam kazandı: “If I Get Hit by a Truck”. Tüm hard disklerinin içeriğinin kamuya açılmasını istemişti. Son cümlesi şuydu: “Oh, and BTW, I'll miss you all.”

· · ·
10

Miras — Manifesto Hâlâ Yaşıyor

Aaron Swartz öldüğünde Kongre'de Aaron's Law adıyla bir yasa tasarısı önerildi. Temsilci Zoe Lofgren ve Senatör Ron Wyden tarafından hazırlanan bu tasarı, CFAA'nın tehlikeli biçimde geniş yorumlanmasına son vermek için tasarlanmıştı. Yasa geçmedi. Ama tartışma hâlâ sürüyor.

2013'te ölümünden sonra İnternet Hall of Fame'e alındı. Amerikan Kütüphane Derneği'nin James Madison Ödülü'ne layık görüldü. Her yıl 8 Kasım'da doğum günü, 11 Ocak'ta ölüm yıldönümünde dünya genelinde anma etkinlikleri düzenleniyor.

Ama asıl miras törenlerden çok daha büyük. Aaron'ın manifestosunda hayal ettiği şey, bugün kısmen gerçek oldu. Sci-Hub ve Library Genesis gibi platformlar milyonlarca akademik makaleyi ücretsiz sunuyor. Açık erişim hareketi büyük yayıncıları geri adım atmaya zorluyor. Aaron'ın hayalinin hayatta kalma biçimi bu: yasadışı sayılan ama ahlaki olarak zorunlu görülen eylemler.

“Dünyada şu an üzerinde çalışabileceğin en önemli şey nedir? Ve eğer üzerinde çalışmıyorsan — neden değil?”

— AARON SWARTZ

Bu soru, Aaron'ın kendine de sorduğu soruydu. Ve o soruyu sormaktan hiç vazgeçmedi. 26 yıllık kısa hayatında RSS'i inşa etti, Creative Commons'ı şekillendirdi, Open Library'yi kurdu, PACER'ı özgürleştirdi, SOPA'yı durdurdu, bir manifesto yazdı ve devletle savaştı. Bedelini hayatıyla ödedi.

Manifesto hâlâ burada. Hâlâ okunuyor. Hâlâ insanları harekete geçiriyor. Ve her okunduğunda, Aaron Swartz biraz daha yaşıyor.

Aaron Hillel Swartz · 8 Kasım 1986 — 11 Ocak 2013

RSS · Creative Commons · Markdown · web.py · Open Library · Demand Progress · Guerrilla Open Access Manifesto

Bu yazıyı beğendiyseniz, diğer çalışmalarımı da beğenebilirsiniz:


Yorumlar