Richard Stallman Kimdir? Dijital Dünyanın Özgürlük Savaşçısı
Richard Matthew Stallman
Özgürlüğün Son Savunucusu
"Özgür konuşma gibi düşün, bedava bira gibi değil."
— RİCHARD STALLMAN- New York, 1953: Bir Uyumsuzun Doğuşu
- MIT AI Lab, 1971: O Kapıdan Geçince
- Parola Savaşı, 1977: İlk İsyan
- Symbolics Savaşı, 1982–1983: Tek Kişilik Bir Cephe
- 27 Eylül 1983: Savaş İlanı
- Araçların İnşası, 1985–1988: Araçlar Büyüyor, Hareket Güçleniyor
- FSF ve Copyleft, Ekim 1985: Lisans Silahı
- "Okuma Hakkı", 1997: Distopyanın Habercisi
- Linux ve Büyük Çatlak, 1991–1998
- Aziz Ignucius ve Seyyah Vaaz, 1996–2019
- Düşüş, Eylül 2019: Her Şeyin Değiştiği Gün
- Dönüş ve Kanser, 2021–2023
- Miras: İnterneti Çalıştıran Kod
New York, 1953: Bir Uyumsuzun Doğuşu
16 Mart 1953New York. 16 Mart 1953. O gün doğan çocuğun adı Richard Matthew Stallman'dı. Henüz kimse bu ismi bilmiyordu. Ama ilerleyen yıllarda onun üç harfli takma adı — RMS — dünyanın her yerindeki bilgisayar ekranlarına yazılacaktı.
Küçüklüğünden beri kafası hep sorularla doluydu. Okulda öğretmenlerle, evde kurallarla tartışırdı. Her şeyin neden böyle olduğunu anlamak istiyordu. 1970'te Harvard Üniversitesi'ne fizik okumak için girdi. Ama içindeki çekim gücü başka bir yöne çekiyordu.
Harvard'dan birkaç kilometre ötede, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde — MIT'de — farklı bir dünya vardı. Bilgisayarların doldurduğu odalar, sabaha kadar süren kod yazma seansları, bilgiyi serbestçe paylaşan insanlar. Stallman oraya doğru ilerledi. Pusulası bulmadan önce kuzeyini seçmişti sanki.
MIT AI Lab, 1971: O Kapıdan Geçince
1971 — Cambridge, Massachusetts1971. Stallman henüz 18 yaşındaydı. MIT Yapay Zeka Laboratuvarı'na — AI Lab (yapay zeka araştırmalarının yürütüldüğü bölüm) — sistem programcısı olarak kabul edildi. O kapıdan geçtiği gün, hayatının geri kalanının şekli belli olmuştu — sadece o bunu henüz bilmiyordu.
AI Lab bambaşka bir yerdi. Kural yoktu. Hiyerarşi yoktu. Makam sahibi olmak değil, en iyi işi yapmak önemliydi. Yazar Steven Levy buna sonradan "Hacker Etiği" diyecekti: bilgi özgür olmalı, paylaşılmalı, kimsenin tekeline girmemelidir.
O dönemde "hacker" kelimesi bugünkü gibi olumsuz bir anlam taşımıyordu. Hacker; bilgisayar sistemlerini derinlemesine inceleyen, sınırları zorlayan, kodu bir sanat eseri gibi işleyen programcı demekti. Bu bir suç değil, merakın ve ustalığın ifadesiydi.
Laboratuvar, PDP-10 adlı büyük bir bilgisayar üzerinde çalışan ITS (Incompatible Timesharing System — birden fazla kişinin aynı anda kullanabildiği bir sistem yazılımı) ile çalışıyordu. Bu sistemde parola yoktu. Herkes her terminale oturabilir, her dosyayı değiştirebilirdi. Amaç buydu zaten: bir hacker gece yarısı bir arkadaşının kodundaki hatayı fark ederse, izin beklemeden hemen düzeltebilmeliydi.
Stallman bu ortamda kendini buldu. "RMS" kullanıcı adını benimsedi. Günler haftalara, haftalar aylara karıştı. Burası onun gerçek evideydi.
"Başkalarının yazılımlarını serbestçe kullanmak, değiştirmek ve dağıtmak bizim için son derece doğaldı. Bu bizim yaşam biçimimizdi."
— RİCHARD STALLMANParola Savaşı, 1977: İlk İsyan
1977 — MIT AI Lab1970'lerin sonuna gelindiğinde dış dünya kapıyı çalmaya başlamıştı. Şirketler, devlet sözleşmeleri, güvenlik kaygıları. Yönetim 1977'de bilgisayarlara parola sistemi kurdu. Açık kapı kapanıyordu.
Stallman bunu kabul etmedi. Parola dosyasını çözümledi — yani şifreyi kırdı — ve sistemdeki her kullanıcıya otomatik bir mesaj gönderdi. Mesaj açıktı: parolanızı boş bırakın, sistemi herkese açık tutun.
Parola kutusunu doldurmadan doğrudan giriş yapmak demek. Stallman bunu sembolik bir eylem olarak kullandı: parola koymak, insanlar arasına duvar örmektir. O duvara karşıydı.
Kullanıcıların yaklaşık yüzde yirmisi bu çağrıya uydu. Küçük ama gerçek bir adımdı. Yönetim yine de geri adım atmadı. Parola sistemi kaldı.
Stallman yıllar sonra bu anı şöyle anlatır:
"Yönetim beni destekledi diyebilirim. Ama sonuç değişmedi. Sistem kazandı."
— RİCHARD STALLMAN, FREE AS İN FREEDOMBu, onun hayatında defalarca tekrarlanacak bir örüntünün ilk görüldüğü andı: sistem kazanabilir, ama o asla teslim olmayacaktı.
Symbolics Savaşı, 1982–1983: Tek Kişilik Bir Cephe
16 Mart 1982 — Cambridge, MassachusettsAI Lab'da yıllarca üzerinde çalışılan Lisp Machine (Lisp programlama dilini çalıştırmak için geliştirilmiş özel bir bilgisayar türü) projesinden iki şirket çıkmıştı. Biri hacker ruhunu koruyan LMI (Lisp Machines Inc.), diğeri girişim sermayesiyle büyüyen Symbolics.
Symbolics, lab'ın en iyi programcılarını birer birer yüksek maaşlarla çekip almıştı. Topluluk dağılıyordu. Ve sonra, 16 Mart 1982'de — tam Stallman'ın 29. doğum günü — Symbolics son hamlesini yaptı.
MIT'e bir ültimatom geldi: ya bizimle çalışırsınız ya da sizi bırakırız. Lab'ı iki taraf arasında sıkıştırma girişimiydi bu.
Stallman öfkelendi. Ve şöyle dedi:
"AI Lab'ı tarafsız bir ülke gibi görüyordum, Birinci Dünya Savaşı'ndaki Belçika gibi. Almanya Belçika'yı işgal ederse, Belçika savaş ilan eder."
— RİCHARD STALLMAN, FREE AS İN FREEDOMVe gerçekten savaş ilan etti. 1982'den 1983 sonuna kadar Stallman, tek başına, Symbolics'in tüm programcılarının ürettiği kodu takip etti. Her yeni özelliği, her güncellemeyi bağımsız olarak yeniden geliştirdi. Amaç tek bir şeydi: Symbolics'in lab bilgisayarlarında tekele sahip olmasını engellemek.
Symbolics bunu öğrendi. Lisp makinelerinin ağ üzerinden ekran görüntüsü paylaşma özelliğini kullanarak Stallman'ın bilgisayarını uzaktan izlemeye başladılar. MIT yönetimi de devreye girdi ve Stallman'a Lisp projesinden uzak durmasını söyledi.
O günleri Stallman şöyle anlatır:
"Hayatımın bittiğini düşündüm."
— RİCHARD STALLMAN, FREE AS İN FREEDOMAma bitmemişti. Aksine, yeni bir şeyin fitili ateşleniyordu.
27 Eylül 1983: Savaş İlanı
27 Eylül 1983, saat 12:30 — Usenet27 Eylül 1983. Saat 12:30. Stallman, Usenet'e (o dönemin internet tartışma platformu — bugünkü sosyal medyanın ve forumların öncüsü) bir mesaj bıraktı.
Birkaç satırdı. Ama her satırı bir karar gibiydi: tamamen özgür, Unix uyumlu bir işletim sistemi geliştirecekti. Adını da koymuştu: GNU. Açılımı "GNU's Not Unix" — yani GNU, Unix Değildir. Hem bir kelime oyunu hem bir mesaj: bu, Unix'in kopyası olmayacaktı.
Unix, 1970'lerde Bell Laboratuvarları'nda geliştirilen bir işletim sistemidir — bilgisayarın donanımını ve programları yöneten temel yazılım. Çok güçlüydü ama paralıydı ve tescilliydi. Stallman özgür bir seçenek istiyordu.
Ocak 1984'te MIT'deki resmi görevinden ayrıldı. Sebep açıktı: çalışmayı sürdürseydi, MIT yazdığı kodların üzerinde hak iddia edebilir ve bir şirkete satabilirdi. Özgür olmak için önce özgür olmak gerekiyordu.
Ama ofisini bırakmadı. Ücret almadan, "Ziyaretçi Bilimci" sıfatıyla, o küçük odada çalışmaya devam etti. 2019'a kadar. Otuz beş yıl boyunca.
"1984'te MIT'den ayrıldım. Ama çalışmak için ofislerini kullanmaya devam ettim. Bu düzenleme her iki taraf için de işe yarıyordu."
— RİCHARD STALLMAN, FREE AS İN FREEDOMAraçların İnşası, 1985–1988: Araçlar Büyüyor, Hareket Güçleniyor
1985 — 1988Bir işletim sistemi kurmak, tek bir kişinin birkaç yılda yapabileceği bir iş değildir. Ama Stallman başladı. Parça parça, araç araç.
İlk büyük adım GNU Emacs'tı. Mart 1985'te duyuruldu. Yüzeyden bakınca bir metin editörüydü — yani yazı yazılan program. Ama içi çok daha zengin: Lisp diliyle tamamen şekillendirilebilen, her kullanıcının kendi ihtiyacına göre biçim verebileceği bir ortam. Özgür yazılım dünyasının ilk "vazgeçilmez programı" oldu — insanları bu tarafa çeken, deneyip bırakamayan bir şey.
Aynı ay GNU Bildirisi yayımlandı. Dr. Dobb's Journal adlı programcı dergisinde çıktı. Sadece bir proje ilanı değildi bu; baştan sona bir düşünce savunmasıydı. Yazılım neden özgür olmalı, özgürlük neden fiyat meselesi değil hak meselesidir — bunların açıklamasıydı.
"Özgür yazılım derken özgürlüğü kastediyorum, fiyatı değil. Anlamak için şunu düşün: özgür konuşma gibi, bedava bira gibi değil."
— RİCHARD STALLMAN, GNU BİLDİRİSİ, 198522 Mart 1987'de GCC — GNU C Derleyicisi — geldi. Derleyici (compiler), programcının yazdığı kodu bilgisayarın anlayacağı dile çeviren araçtır. O güne kadar mevcut derleyicilerin hepsi paralıydı ve sadece belirli donanımlarda çalışıyordu. GCC ise ücretsiz, taşınabilir ve her sistemde çalışabilirdi. Endüstri standardı haline geldi.
1988'de GDB — GNU Hata Ayıklayıcısı — tamamlandı. Hata ayıklayıcı (debugger), programcının kodundaki sorunları bulmasına yardımcı olan araçtır. O günden bugüne, 1988'den 2026'ya, GDB hiç durmadan geliştirilmeye devam ediyor. Otuz sekiz yıl.
İşletim sisteminin en kritik parçası olan kernel (çekirdek — donanımla doğrudan konuşan, her şeyi koordine eden temel katman) henüz eksikti. Ama yapı büyüyordu.
FSF ve Copyleft, Ekim 1985: Lisans Silahı
Ekim 1985Ekim 1985'te Stallman Özgür Yazılım Vakfı'nı — Free Software Foundation, kısaca FSF — kurdu. Vakfın görevi GNU Projesi'ni desteklemek ve özgür yazılım hareketine hukuki zemin sağlamaktı.
Ama Stallman'ın asıl silahı başkaydı: Copyleft.
Normal telif hakkı (copyright), bir eserin kopyalanmasını ve değiştirilmesini yasaklar. Copyleft ise tam tersini güvence altına alır: kopyalama ve değiştirme serbesttir. Ama bir koşulla: bu özgürlüğü kullananlar, kendi geliştirdiklerini de aynı serbestlikle paylaşmak zorundadır. Özgürlük kapanmaz, kısıtlanamaz.
Bu fikrin hukuki aracı GPL — GNU Genel Kamu Lisansı (General Public License) — oldu. GPL kapsamında paylaşılan bir yazılımı kullanan, değiştiren ya da dağıtan herkes, kendi çalışmasını da GPL ile yayımlamak zorundaydı. Kimse bunu kapatıp ticari bir ürüne dönüştüremezdi.
"Copyleft, telif hakkını tersine çevirir. Normalde telif hakkı paylaşımı kısıtlar. Ben onu paylaşımı korumak için kullandım."
— RİCHARD STALLMANSistemin silahını alıp sisteme karşı çevirmek. Bu, Stallman'ın en zekice adımıydı.
"Okuma Hakkı", 1997: Distopyanın Habercisi
Şubat 1997 — Communications of the ACM1997'de Stallman kısa bir hikaye kaleme aldı: "Okuma Hakkı". Communications of the ACM'de — bilgisayar bilimcilerinin en köklü dergilerinden birinde — Şubat 1997'de yayımlandı.
Hikaye 2047 yılında geçiyordu. Bir öğrenci kitap okumak istiyordu. Ama kitap okumak artık izin gerektiriyordu. Her okunuş merkezi bir sisteme bildiriliyordu. Hata ayıklama araçlarına sahip olmak yasadışıydı. Ve arkadaşına şifresini vermek — sırf yardım etmek için — suç sayılıyordu.
Kurgu gibiydi. Ama Stallman bunun kurgu olmadığını söylüyordu.
"Bu hikayedeki gelişmelerin büyük bölümü zaten önerilmiş ya da yasalaşmış durumda. Geriye kalanlar için de zaman meselesi."
— RİCHARD STALLMAN, "OKUMA HAKKI" — YAZAR NOTLARIHaklıydı. 1998'de ABD'de çıkan DMCA (Digital Millennium Copyright Act — Dijital Milenyum Telif Hakkı Yasası) hikayedeki kısıtlamaların büyük bölümünü gerçek kıldı. DRM (Digital Rights Management — Dijital Haklar Yönetimi: bir içeriğin kopyalanmasını, paylaşılmasını engelleyen yazılım kilidi) kıran programlar yasadışı sayıldı.
2009'da Amazon, George Orwell'ın "1984" romanının binlerce kopyasını — kullanıcıların bilgisi olmadan — uzaktan sildi. Stallman bu olaya "Amazon Swindle" (Amazon Dolandırıcılığı) dedi ve şunu yazdı:
"Okuma hakkı için verilen savaş bize karşı çıkıyor. Düşman örgütlendi ve biz değiliz."
— RİCHARD STALLMAN, "OKUMA HAKKI" — YAZAR NOTLARILinux ve Büyük Çatlak, 1991–1998
1991 — 19981991. Finlandiyalı genç bir öğrenci, Linus Torvalds, GNU'nun yıllardır bekleyen eksik parçasını tamamladı: işletim sisteminin çekirdeğini — Linux kernel'ı — geliştirdi. Stallman'ın araçlarıyla bir araya gelince — GCC, Bash, glibc — tam işlevli, özgür bir işletim sistemi ortaya çıktı.
Ama dünyanın büyük bölümü buna sadece "Linux" dedi. Stallman ısrar etti: doğru adı GNU/Linux'tu. Çünkü çekirdek tek başına yetmiyordu; yıllarca emek verilen GNU araçları olmasaydı hiçbir şey çalışmazdı.
Bu tartışma bugün hâlâ devam eder. Ama 1998'de çok daha derin bir çatlak belirdi.
Eric S. Raymond ve Bruce Perens, iş dünyasına daha kolay gelen yeni bir terim önerdi: Açık Kaynak(Open Source). Stallman hemen itiraz etti:
"Açık kaynak bir geliştirme metodolojisidir; özgür yazılım ise bir toplumsal harekettir. Birbirlerinin yerine geçemezler."
— RİCHARD STALLMANStallman'a göre "Açık Kaynak" meselenin özünü kaçırıyordu. Bir program kodu herkese açık olabilir, ama donanım kilitleri ya da patentlerle kullanıcıyı köleleştirebilir. Kod görmek yetmiyordu. Özgürlükgerekliydi. Bu iki kavram aynı değildi ve aynı gibi davranılmamalıydı.
Aziz Ignucius ve Seyyah Vaaz, 1996–2019
1996'dan itibaren — Dünya turu1990'ların ortasından sonra Stallman'ın hayatı sürekli hareket halindeydi. Bir şehirden diğerine, bir ülkeden diğerine. Özgür yazılımı, yazılım patentlerini, DRM'i — dijital kısıtlama araçlarını — ve gözetim teknolojilerini anlatıyordu. Sanki hiç durmayan, dinlemeyen var mı acaba diye endişelenmeden konuşan biri gibiydi.
1996'dan itibaren konuşmalarına bir karakter kattı: Aziz Ignucius. Eski bir sabit disk plakasından yapılmış bir ışık halkası takıyor — azizlerin başı çevresindeki haleye benzer bir şey — "Church of Emacs" (Emacs Kilisesi) kıyafetleriyle sahnelere çıkıyor, bilgisayarları "kutsuyordu". Bu dini bir parodi, bir eğlenceydi. Ama aynı zamanda ciddi bir mesajı taşıyordu: bu iş onun için gerçek bir inanç meselesiydi.
GNU ile Ignatius (bilinen bir aziz adı) sözcüklerinin birleşiminden çıkma bir isim. Stallman'ın hem komik hem keskin mizahının tipik bir örneği.
2006'da Hindistan'ın Kerala eyaletine gitti. Eyalet hükümetiyle uzun uzun konuştu. Sonuç: 12.500 lisedeki tüm bilgisayarlar Windows'tan özgür yazılım işletim sistemine geçirildi. Milyonlarca öğrenci özgür yazılımla tanıştı.
Stallman cep telefonu taşımıyordu. "İzleme cihazı" diyordu bunlara ve yanına sokmuyordu. Konuşma düzenlemelerine baktığında insan onun dünyaya bakışını daha iyi anlıyor: oda 22 derecenin altında olmalıydı, aksi halde uyuyamıyordu. Ev sahipleri onun için papağan satın almamalıydı ama varsa görmek istiyordu. Kısa bir liste gibiydi bu — ama her maddesi Stallman'ın kim olduğunu anlatıyordu.
"Cep telefonu taşımıyorum. Nereye gittiğimi takip edebilecek bir cihazı yanımda bulundurmayı reddediyorum."
— RİCHARD STALLMANDüşüş, Eylül 2019: Her Şeyin Değiştiği Gün
Eylül 2019 — Cambridge, MassachusettsStallman’ın yıllar boyunca kişisel sitesinde kaleme aldığı bazı yazılar, çocukluk, ergenlik ve cinsellik üzerine yaptığı tartışmalı değerlendirmeler nedeniyle yeniden dikkat çekti.
28 Haziran 2003 - 14 Yaş ve Üzeri Cinselliği: "Birleşik Krallık, "(sözde) bir çocuğa cinsel faaliyetle ilgili olan veya bu tür bir faaliyete atıf içeren herhangi bir şeyin verilmesini" yasaklayacak bir sansür yasası planlıyor. Bu, sıradan bir kitapçıdan satın alabileceğiniz çoğu romanı açıkça kapsamaktadır. Her zamanki gibi "çocuk" terimi, günümüzde insanların büyük bir kısmının cinsel olarak aktif olduğu bir yaştaki gençleri de içerdiğinden, bir tür aldatma aracı olarak kullanılmaktadır. Normalde çocuk olarak adlandırmayacağımız insanlar. Yasa ayrıca "(sözde) bir çocuğu cinsel faaliyete katılmaya teşvik etmeyi" de yasaklamaktadır. Bence 14 yaş ve üzeri herkes, ayrım gözetmeksizin sekse katılmalıdır. (Bazı insanlar daha erken hazırdır.) İnsanların ergenlikten sonra cinsel ilişkiden kaçınması doğal değildir ve kimseye katılması için baskı yapmaya çalışmasam da, kesinlikle herkesi bunu yapmaya teşvik ederim. Bu web sitesi şu anda İngiltere'de barındırılmaktadır. Yasa kabul edilirse, web sitem suç teşkil edecek mi? Siteyi barındıran kişilerle siteyi başka bir ülkeye taşıyıp taşımamam gerektiği konusunda konuşmam gerekecek. (Hosting şirketi taşımama gerek olmadığı yanıtını verdi)."
5 Haziran 2006 - Hollanda Pedofil Partisi: "05 Haziran 2006 (Hollandalı pedofiller siyasi parti kuruyor) Hollandalı pedofiller yasallaştırma için kampanya yürütmek üzere bir siyasi parti kurdu. [Referans 2018-04-25 tarihinde güncellenmiştir çünkü eski bağlantı bozuktu]. Gönüllü pedofilinin çocuklara zarar verdiği iddiasına şüpheyle yaklaşıyorum. Zarar verdiğine dair argümanlar, gönüllü olmayan vakalara dayanıyor gibi görünüyor ve bu vakalar, küçük bebeklerinin olgunlaştığı fikrinden dehşete düşen ebeveynler tarafından esnetiliyor. [Bu notu yazdıktan yıllar sonra, çocukken cinsel istismara uğramış ve bunun zararlı etkilerini yaşamış insanlarla konuştum. Bu konuşmalar sonunda beni bu uygulamanın zararlı olduğuna ve yetişkinlerin bunu yapmaması gerektiğine ikna etti].
8 Ekim 2006 - Mark Foley Skandalı: "Cumhuriyetçi seçmenler işkencenin iyi olduğunu ama birini seks yapmaya davet etmenin korkunç olduğunu düşünüyor. Oysa seks, Bush rejiminin onayladığı işkencelerden biri: Ebu Gureyb'de kullanıldı ve şimdi Kongre tarafından yasallaştırıldı. Eğer işkence seks ise, bu onu yanlış mı yapar? On altı yaşındaki insanların seks yapması normaldir ve diğer cinsel olgunluğa erişmiş insanların onları çekici bulması da normaldir. Bunun için Foley'de yanlış bir şey yok. Foley'nin yaptığı şey farklı bir nedenden ötürü yanlış olabilir - eğer sayfalar konumu nedeniyle ona hayır demeye cesaret edemediklerini düşünüyorlarsa. (Durumun böyle olup olmadığını biliyor olabilirsiniz; ben bilmiyorum, çünkü seks skandallarını çoğunlukla görmezden geliyorum)."
13 Ağustos 2008 - 15 Yaşında biriyle seks: "Obaidullah Rahimi, dilini bile bilmediği Afganistan'a sınır dışı edilmekle karşı karşıya. Bir kişiyi 15 yaşındaki biriyle seks yaptığı için cezalandırmak saçmadır. 15 yaşındaki Amerikalıların seks yapması normaldir. Ancak hırsızlık gibi gerçek bir suç işlemiş olsa bile, ki bu suçun cezalandırılması uygundur, ABD'ye bu kadar genç yaşta gelmiş birini sınır dışı etmek saçmadır. İşte insanlar hiç tanımadıkları ülkelere sınır dışı edildiklerinde başlarına gelenler. [Referans 2018-04-12 tarihinde güncellenmiştir çünkü eski bağlantı bozuktu]."
17 Ocak 2009 - Çocuk Pornografisi Yasaları: "Çıplak fotoğraflarını paylaşmak ABD'li gençler için standart bir uygulama haline geldi ve zalim savcılar bu nedenle onları yıllarca hapsetmeye çalışıyor. Bu durum, "çocuk" pornografisine karşı çıkarılan yasaların temel saçmalığını ve adaletsizliğini ortaya koymaktadır. Eğer yaşlı erkeklerin gençleri "avlayabileceği" fikrinde bir doğruluk payı varsa, bunun tek nedeni gençlerin deneyimsiz olmasıdır. Bunun tedavisi hapis cezası değildir. Çare, gençlerin cinsel açıdan daha güçlü olmalarına, sekste ne isteyip ne istemediklerini daha erken anlamalarına yardımcı olmaktır."
04 Ocak 2013 - Pedofili Hakkında: "Pedofiliye gönüllü katılımın çocuklara zarar verdiği yönündeki yaygın varsayımı haklı çıkaracak çok az kanıt vardır. Kabul etmek gerekir ki, çocuklar kendilerinden yaşça büyük bir akrabalarına hayır demeye cesaret edemeyebilir veya hayır diyebileceklerinin farkında olmayabilirler; bu durumda, açıkça itiraz etmeseler bile, ilişki onlara yine de dayatılmış gibi gelebilir. Bu gönüllü bir katılım değil, dayatılan bir katılımdır ve farklı bir konudur."
Şubat 2015 - Cadı Avı kurbanına Tavsiye: "Bu, bana isimsiz olarak çocuklarla seks görüntülerine bakmaya çekildiğini söyleyen birine gönderdiğim yanıtın düzenlenmiş bir versiyonudur. Ergenlerden ziyade çocukları [tasvir etseler] bile "çocuk pornosu" görüntülerini dağıtmanın yanlış olduğunu düşünmüyorum. Ancak, bir çocukla gerçek seks içeriyorsa bunları yapmak yanlıştır. Gerçek çocukların cinsel istismarına karşı çıkmak adına, gerçek çocukların yer aldığı görüntüleri boykot etmenizi öneririm. Hayali çocuklar çizilerek incitilemez. Bir cadı avının nesnesi olmadan önyargınız hakkında kamuoyu önünde konuşabileceğiniz herhangi bir yol öneremiyorum. Amerikalılar çocukların tehlikede olduğunu hayal ettiklerinde çılgına dönüyorlar ve bu çılgınlık içinde küçük riskleri abartıyorlar - çocukların parka gitmelerine ya da refakatçi olmadan evde kalmalarına izin verdikleri için ebeveynleri nasıl hapse attıklarına bakın. Kuşkusuz, bir çocuk cinsel istismar tehlikesiyle esas olarak evdeyken karşı karşıyadır. Ama evde yalnızken ve yanında aile üyeleri ya da arkadaşları yokken değil."
2016 Notu: "Gerçek çocuklara karşı gerçek istismar (cinsel ya da değil) uygulayanların yargılanmasını destekliyorum. "Gerçek" derken, özellikle devletlerin bu terimlerle ilgili tanımlarını takip etmediğimi kastediyorum. Aslında, bazı eyaletler bu terimleri saçma bir adaletsizlik noktasına kadar esnetmektedir. Ergenleri "çocuk" olarak tanımlama ve ergenlerin dahil olduğu tüm cinselliği "cinsel istismar" olarak tanımlama eğilimi vardır. Ergenlerin çocuklaştırılması toplum için birçok yönden zararlıdır. Bu hukuki değil etik bir mesele olduğu için, doğru tanımlar meselesi devletlerin değil bizim düşünmemiz gereken bir konudur."
Eylül 2019. Jeffrey Epstein davası ABD'yi sarstı. Dalgalar MIT'e kadar ulaştı. Media Lab direktörü Joi Ito, Epstein ile gizli mali ilişkileri nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Stallman bu gelişme üzerine şunları yazdı:
26 Temmuz 2019: "Jeffrey Epstein, 2003'ten itibaren tecavüz kariyeri hakkında tüm ABD basınını susturmayı başardı."
11 Ağustos 2019: "Jeffrey Epstein, hücresinde intihar etmiş görünüyor. Ya da belki öldürüldü — mahkumlara yönelik cinsel suçlardan yargılanan mahkumları öldürmeleri mahkumlar için alışılmadık bir durum değil. Epstein, insanları uzun mesafelere yanlış bahanelerle taşımak ve ardından onları cinsel ilişkiye veya fuhuşa zorlamak olan insan ticareti ile suçlandı. Ayrıca bazı kurbanlarına tecavüz ettiği de iddia edildi. Bu suçlamalara inanıyorum ve hapsedilmeyi hak ettiğini düşünüyorum. Kurbanlarından bazıları yasal olarak yetişkindi. Bazıları genç reşit olmayanlardı. Bunun ahlaki bir fark yarattığını düşünmüyorum. Kurban 16 yaşın üzerindeyse tecavüzün daha az yanlış olduğunu düşünmüyorum."
25 Ağustos 2019: "Epstein, intiharundan iki gün önce yeni bir vasiyet hazırladı. Kurbanlarının ondan tazminat almasını engellemek için tasarlanmış görünüyor."
"Media Lab Direktörü Joi Ito, MIT'nin bunu yapmama kararı aldıktan sonra Epstein'dan gizlice bağış kabul ettiğini itiraf etti. Ayrıca bazı kişisel faaliyetleri için de fon kabul etti. Bu dürüstsüzlük ve çıkar çatışması, istifasını zorunlu kılıyor. Ama Media Lab üzerindeki etkisinden endişeleniyorum. Negroponte döneminde lab'ın cimri ve tescilli olduğu biliniyordu. Ito bunu düzeltti. Bir sonraki direktörün Ito'nun bazı değişikliklerini geri alacağından korkuyorum."
10 Eylül 2019'da MIT CSAIL'in dahili e-posta listesine Cuma günkü protesto duyurusu düştü. Mesajda ölen MIT bilişim bilimcisi Marvin Minsky, Epstein'ın bir kurbanına "saldırmakla" suçlanan biri olarak anılıyordu. Stallman 11 Eylül 2019'da gece saat 01:03'te bu listeye yanıt yazdı.
11 Eylül 2019, 01:03 — Richard Stallman:
"Duyuru, Marvin Minsky'ye haksızlık ediyor. 'Saldırmak' kelimesi haksızlık içeriyor. 'Cinsel saldırı' terimi o kadar belirsiz ve kaygan ki suçlama şişirmesini kolaylaştırıyor: birinin X yaptığını iddia etmek ve insanların bunu X'ten çok daha kötü olan Y olarak düşünmesine yol açmak. Alıntılanan suçlama, açık bir şişirme örneği. Atıf, Minsky'nin Epstein'ın haremine dahil biriyle cinsel ilişki yaşadığı iddiasını aktarıyor. Bunun doğru olduğunu varsayalım. 'Saldırmak' kelimesi, belirtilmemiş bir şekilde güç veya şiddet uyguladığını varsayar — oysa makale böyle bir şey söylemiyor. Sadece cinsel ilişki yaşadıklarını söylüyor. Pek çok senaryo hayal edebiliriz, ancak en makul senaryo, kadının kendisini ona tamamen istekli olarak sunmuş olmasıdır. Epstein tarafından zorlandığını varsayarsak, Epstein'ın bunu çevresindeki çoğu kişiden gizlemesini söylemek için her türlü nedeni olurdu. Çeşitli suçlama şişirme örneklerinden, bir suçlamada 'cinsel saldırı' terimini kullanmanın kesinlikle yanlış olduğu sonucuna vardım. Eleştirmek istediğiniz herhangi bir davranışı, eleştirinin niteliği hakkındaki ahlaki belirsizlikten kaçınan somut bir terimle tanımlamalısınız."
12 Eylül 2019, 01:28 — Richard Stallman:
"'Giuffre o sırada 17 yaşındaydı; bu Virgin Adaları'nda tecavüz anlamına geliyor' diyorsunuz. Gerçekten öyle mi? 'Tecavüzü' olayın hangi ülkede gerçekleştiği veya kurbanın 18 mi yoksa 17 yaşında mı olduğu gibi küçük ayrıntılara bağlı bir şekilde tanımlamanın ahlaki açıdan saçma olduğunu düşünüyorum. Bu konudaki bir anlaşmazlığın varlığının, 'cinsel saldırı' teriminin kaygan olduğuna dair görüşümü desteklediğini düşünüyorum; bu yüzden herkesi suçlarken daha somut terimler kullanmalıyız. Makale hakkında bildiğim ve bir kopyasına sahip olduğum şu: 'Giuffre, Minsky ile cinsel ilişkiye girmesi için yönlendirildiğini söylüyor.' Koşullar göz önüne alındığında, bu Epstein tarafından buna zorlandığını ima ediyor. Giuffre'nin Minsky hakkında söylediği tek şeyin, Epstein'ın onu Minsky ile cinsel ilişkiye girmesi için yönlendirdiği olduğunu biliyorum. Bu, Minsky'nin onun zorlandığını bilip bilmediğini söylemez. Giuffre'nin zarar gördüğünü biliyoruz — Epstein tarafından. Ama ayrıntılar, Minsky'nin bundan ne ölçüde sorumlu olduğunu etkiliyor. İfadenin kendisiyle ilgili bölümünü bana e-postayla gönderir misiniz? Yirmi kopya almamak için 'başka kimseye değil' diyorum."
13 Eylül 2019, 04:17 — Richard Stallman:
"Gregory Benford'un yazdıklarına ve burada yayınlanan Giuffre'nin ifadesinin analizine baktıktan sonra, Minsky ile cinsel ilişki yaşayıp yaşamadığının net olmadığı anlaşılıyor. Açıkça söylerse, her iki durumda da ona inanacağım."
13 Eylül 2019, 04:23 — Richard Stallman:
"Yasaları sorgulanamaz bir ahlaki otorite olarak değerlendirdiğinizi düşünüyorum. Doğru ve yanlış hakkındaki fikirlerim yasama organlarının kararlarına değil, empati ve ahlaki düşünceye dayanıyor. Tecavüzün neden yanlış olduğunu düşündüğümün nedeni bu. Bu konuda görüşümü net bir şekilde ortaya koyduğumu düşünüyorum, bu yüzden bu kadar yeterli olmalı."
15 Eylül 2019, 00:31 — Richard Stallman:
"Sizin tutumunuz basit ve tutarlı: bir şey yasadışıysa yanlıştır. Bu temel düzeyde sizinle aynı fikirde değilim. Yasaların neyin doğru neyin yanlış olduğunu dikte ettiğini düşünmüyorum. Her ahlaki soruyu kendi başımıza düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum."
14 Eylül 2019'da Stallman kendi sitesinde "Özür Dilerim" başlıklı bir not yayımladı:
"Marvin Minsky'nin Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yayınladığım mesajlarla ilgili yanıltıcı medya haberlerine yanıt vermek istiyorum. Haberler, açıklamalarımı tamamen yanlış karakterize etti. Manşetler benim Epstein'ı savunduğumu söylüyor. Bundan uzak hiçbir şey olamaz. Onu 'seri tecavüzcü' olarak nitelendirdim ve hapsedilmesi gerektiğini söyledim. Ama pek çok insan şimdi onu savunduğuma inanıyor — ve diğer yanlış iddialara — ve inandıklarından dolayı gerçek bir acı hissediyorlar. Bunun için üzgünüm. Keşke yanlış anlaşılmayı önleyebilseydim."
— RİCHARD STALLMAN, STALLMAN.ORG, 14 EYLÜL 201916 Eylül 2019'da Stallman iki görevinden birden ayrıldı: MIT CSAIL'deki "Ziyaretçi Bilimci" unvanından ve 1985'ten bu yana sürdürdüğü FSF başkanlığından.
"MIT ve benim üzerimdeki baskı nedeniyle, bir dizi yanlış anlama ve yanlış karakterizasyon üzerine istifa ediyorum."
— RİCHARD STALLMAN, İSTİFA AÇIKLAMASI, 16 EYLÜL 2019Bir haftadan kısa bir süre önce, Richard Stallman MIT'deki Ziyaretçi Bilim Adamı ve Özgür Yazılım Vakfı başkanı pozisyonlarından uzaklaştırıldı. Stallman, MIT ve Yapay Zeka Laboratuvarı ile kırk sekiz yıl boyunca ilişkiliydi. Stallman, 1985'te Özgür Yazılım Vakfı'nı kurdu ve başlangıcından bu yana yönetti.
Vice başlığı "Ünlü Bilgisayar Bilimcisi Richard Stallman, Epstein Kurbanlarını 'Tamamen İstekli' Olarak Nitelendirdi" şeklindeydi. Bu başlık, Stallman'ın gerçekte söylediklerinin ağır bir çarpıtmasıdır. Başlık, Stallman'ın tüm Epstein kurbanlarını 'tamamen istekli' olarak nitelendirdiğini gösteriyor ki bu çifte yanlıştır. Stallman bir kadını bir olayda tanımladı; Stallman o kadını gerçekte öyle olduğunu değil, kendini 'tamamen istekli' olarak sunmuş olabileceğini söyledi.
Stallman kaldırıldı çünkü Minsky'yi savundu. Stallman, Marvin Minsky'nin gösterildiği kadar tamamen suçlu olmayabileceğini öne sürdü. Bu tür bir davranışın adı var: şüphecilik. MIT'nin misyon beyanı, "bilgi üretmeye, yaymaya ve korumaya kararlı" olduğunu söylüyor.
Açıkça değil. Yüksek tempolu bir konuda bile şüpheci olan en önde gelen akademisyenlerinden birini işten çıkaran bir kurum, titiz tartışmaya bağlı bir kurum değildir. MIT ve FSF'nin Stallman'ı herhangi bir tarafsız soruşturma olmaksızın, kendini savunma fırsatı tanınmaksızın görevden aldığı bilinmektedir. Hiçbir soruşturma yapılmadı; bunun için zaman yoktu. İyi niyetle, olgulara dayalı bir argüman yapmanın özet feshe yol açacağı, tek bir şüpheci ifadenin bir kariyeri sona erdireceği bir süreç yoktu.
1984'ten beri koruduğu ofis artık onun değildi. Otuz beş yıl sonra.
Dönüş ve Kanser, 2021–2023
Mart 2021 — Eylül 2023Mart 2021'de FSF yönetim kurulu Stallman'ı yeniden seçti. Dönüş sert tepkilere neden oldu. Red Hat — dünyanın en büyük kurumsal Linux şirketi — "dehşete düştüğünü" açıklayarak FSF'e maddi desteğini kesti. Debian geliştiricileri Stallman'ın ayrılması için oy kullandı. Topluluk ikiye bölünmüştü.
Ama asıl darbe başka bir yerden geldi.
Eylül 2023. GNU Projesi'nin 40. yıl dönümü. İsviçre'nin Biel/Bienne şehrinde bir sahne kuruldu. Stallman çıktı. Onu tanıyanlar duraksadı. Uzun saçları ve sakalı yoktu. Maskeli oturuyordu.
Kısa süre sonra kendi sitesinde bir duyuru yayımladı. Foliküler lenfoma — lenf sistemini etkileyen, yavaş ilerleyen bir kanser türü — teşhisi konulmuştu. Tedavi işe yaramıştı. Hastalık geri çekilmişti.
"Tedavi remisyona soktu ve daha birçok yıl yaşamasını bekliyoruz. Ama şimdi Covid-19'a karşı çok daha dikkatli olmalı."
— STALLMAN.ORG, KANSER DUYURUSU70'li yaşlarında, hastalıkla boğuşurken, hâlâ sahnedeydi. Hâlâ konuşuyordu.
Miras: İnterneti Çalıştıran Kod
1983'ten bugüneŞu an bu yazıyı okurken arka planda dönen sunucular büyük ihtimalle Linux çalıştırıyor. O Linux, GCC ile derlendi. GDB ile hata ayıklandı. Bash — terminalde komut yazdığınızda onu işleyen program — ile yönetildi. Hepsinin temelinde Stallman'ın emeği var.
GCC 1987'de ilk kez yayımlandı. GDB 1988'de geldi ve bugün, 2026'da hâlâ aktif biçimde geliştiriliyor. 38 yıl. GNU Emacs kılavuzu 1985'ten bu yana güncelleniyor. Bunlar kuru istatistikler değil; milyarlarca insanın her gün üzerinde durduğu köprünün direkleri.
Ve paradoks şu: bu kodu çalıştıran şirketlerin büyük bölümü — Google, Amazon, Meta — Stallman'ın felsefesini aktif biçimde reddediyor. Araçlarını kullanıyor, özgürlük çağrısını duymazdan geliyor.
Stallman bunu biliyor. Ve umursamıyor gibi görünüyor. Çünkü savaş hiçbir zaman şirketlerle değildi. Bir fikirdi. Yazılımın bir ürün değil, toplumun ortak kaynağı olduğu fikri. Kullanıcının kölesi değil, efendisi olması gerektiği fikri.
"Özgür yazılım bir geliştirme yöntemi değildir. Bir toplumsal harekettir."
— RİCHARD STALLMANO hareket, 1983'te saat 12:30'da Usenet'e bırakılan birkaç satırla başladı. Ve bugün, 40 yılı aşkın süre sonra, hâlâ devam ediyor.
Stallman hâlâ sahnede. Hâlâ yolda. Foliküler lenfoma ile mücadele ederken bile yapay zeka ve yeni nesil teknolojilerin özgürlük sorunları üzerine konuşuyor, yazıyor. Son seferi bitmedi.
Belki de hiç bitmeyecek.
Bu yazıyı beğendiyseniz, diğer çalışmalarımı da beğenebilirsiniz:

Yorumlar
Yorum Gönder